TENİS

Zincirin Yeni Halkası

Erkek tenisinde bir bayrak değişimi noktasında duruyoruz. Sırada Carlos Alcaraz’ın sürükleyeceği bir gelecek var…

24 Temmuz 2023 6 dk
Zincirin Yeni Halkası

Her spor branşı, kahramanların ardından buhran dönemine girer. Bireysel sporlarda kriz daha da büyüktür. Yeni bir Muhammed Ali, yeni bir Michael Phelps, yeni bir Usain Bolt ya da Serena Williams bulmak imkânsızdır. Her efsanenin kendi auraları ve ağırlıkları vardır, gittiklerinde bıraktıkları boşluğun çapı da bu nedenle devasa olur.

Erkek tenisini bu hususta şanslı olduğu aşikâr. ‘Açık Dönem’ yani altmışlar sonu ve yetmişli yıllardan itibaren günümüze gelelim: İki kez takvim slam’i sahibi Avustralyalı Rod Laver bu çağın ilk süper yıldızı konumundaydı. Ardından Arthur Ashe, Ilie Nastase, Jimmy Connors, Björn Borg gibileri ön plana çıktı. Bilhassa Borg’un etkisi tenisin ötesine geçmiş, John McEnroe ile kurduğu rekabet tarihin en iyileri arasına girmişti. Seksenli yıllarda sayısız üst düzey isim kortlara çıktı. Ivan Lendl, Boris Becker, Stefan Edberg, Mats Wilander ve niceleri… Doksanlar geldiğinde bu defa dünya iki oyuncunun etrafında dönüyordu. Pete Sampras-Andre Agassi ikilisi, zıtlıklarının güç kattığı nefis bir rekabete imza koydular. Onlar sahneden çekildiğinde yepyeni bir jenerasyon bayrağı aldı. Ancak içlerinden bir tanesi işi farklı bir boyuta götürecekti.

carlos alcaraz

O isim Roger Federer’den başkası değildi. 2003’ten başlayarak, her biri son derece klas tenisçiler olan dönemdaşlarını sıradanlaştıracaktı. Tenisin aşağı yukarı her rekorunu alt üst edecek intibası veren Federer bunu başardı ama o sırada yalnız değildi. Önce Rafael Nadal, sonra Novak Djokovic onun yükselttiği standartlara eşlik etmeyi başardı. Üç devin çağında seviye öyle yükseldi ki geçmişin akıl almaz rekorları sıradan ve hatta komik kaldılar. Şu anda ‘Büyük Üçlü’ şeklinde anılan oyuncu grubunun toplam 65 slam şampiyonluğu var. Ve bu buzdağının sadece görünen kısmı. Dolayısıyla her geçiş döneminde olduğu üzere yine bir kaygı mevcut: Acaba tenis yeni süper yıldızını ne sürede bulacak?

Bu yazıyı iki sene evvel kaleme alsaydım daha karamsar bir tablo çizebilirdim. Zira yeni jenerasyonun hâlâ kazanmakla ilgili bazı problemleri vardı. Sascha Zverev, Daniil Medvedev, Stefanos Tsitsipas… Kimse onlardan üç ikon seviyesinde bir istikrar beklemiyordu ama en azından slam düzeyinde kalıplarını kırmakta zorlandılar. Medvedev hariç majör turnuva zaferi dahi kazanamadılar. Dolayısıyla onları yeni lokomotif isimler gibi görmek hiç kolay değildi. 2020 yılında profesyonel kariyerine başlayan, 2021’de ilk turnuva zaferine ulaşan ve basamakları müthiş bir hızla çıkan Carlos Alcaraz; nereden geldiği dahi tam anlaşılamazken kendini zirveyi tehdit eder hâlde buldu. 2022’de Amerika Açık şampiyonu oldu ve aynı sene klasmanda en tepeye yükselip tarihteki en genç dünya 1 numarası unvanını aldı. Tabii dönem bakımından öncekilerden biraz daha şanslıydı. Federer artık emekliydi, Nadal ise sakatlıklar nedeniyle rekabetten uzaklaşmış durumdaydı. Yine de Djokovic’in rekor arayışı bitmemişti. Zaten dönemler arası bir esaslı rekabeti de onunla inşa ettiler.

carlos alcaraz novak djokovic

Alcaraz’ı izlediğimiz ilk günlerden beri sık yapılan bir yorum var. Federer’in hücum gücü, Nadalı’ın tutkusu ve Djokovic’in atletizmi adeta onda birleşmiş, hibrit bir tenisçi ortaya çıkmıştı. Onları sayısız kez izleyerek büyüyen Alcaraz da bu benzerliği reddetmiyor aksine bununla gurur duyuyordu. Bir röportajda tenisini en çok Federer’e benzetse de üçlünün her üyesini bir noktadan idolize etmişti. En çok da kazanma istikrarı, tepeye çıkınca gösterdiği açlık ve gelecekte onların statülerine erişebileceğine dair verdiği mesaj çok kıymetliydi. Az önce en iyi birkaçını saydığım 1996-1997 doğumlu jenerasyonda hiçbir oyuncu bu mesajı vermiyordu. Nispeten verir gibi olan Medvedev’in en büyük sorunu da sadece sert zeminde dominant görünmesiydi. Alcaraz, ilk andan itibaren toprak ve sertte gücünü gösterdi. Kısa süre önce Wimbledon’da da çim korta imzasını attı.

Tenisin artık fazlasıyla marjinalize olmuş zemini çim, sezonun sadece bir buçuk aylık bir döneminde kullanılıyor. Dolayısıyla eskisi kadar çok uzmanı yok, alttan gelen tenisçiler de hep bir soru işareti taşıyor. “Acaba çimde nasıl oynayacak?” sorusu Alcaraz için de soruldu. Etkili servisi, büyük forehand-backhand kombinasyonu ve hareket becerisine bakıldığında iyi performans vermesi mümkün görünüyordu. Geçen yıllarda iki Wimbledon denemesi yapmış ama henüz ham bir görüntü vermişti, 2023’te ise ilk kez çim sezonuna bu denli yüksek özgüvenle girdi. Burada bir parantez açıp Djokovic ile Roland Garros yarı finalinde yaptıkları maçı anımsamak gerek. Zira Carlitos o maçta iki set rakibine kök söktürmüş ama sonra gerginliğinin kurbanı olmuş ve kramplar nedeniyle işin sonunu getirememişti. O günden ne denli iyi ders aldığını Wimbledon finalinde gösterecekti.

carlos alcaraz wimbledon

Evet, Alcaraz önce prestijli hazırlık turnuvası Queens Club’ı kazandı ve ardından Wimbledon’da kupa maçına yürüdü. Üstelik yol üstünde Matteo Berrettini gibi elit bir çim kortçuyu yendi, yarı finalde Medvedev’e karşı adeta şov yaptı. Dürüst olmak gerekirse final öncesi ona şans verenlerin sayısı azdı çünkü Djokovic’in 2018’den beri aralıksız şampiyon tamamladığı bir turnuvadan bahsediyoruz. Değil maç, burada ondan set alabilmek dahi başlı başına bir işti. Nole; 2021’de Berrettini, 2022’de Nick Kyrgios ile çıktığı finallerde onlara birer set bırakmıştı. Fakat Alcaraz’ın farkı en başından beri “Acaba?” dedirtebilme becerisiydi. Onun üstünü kolayca çizmek diye bir şey yoktu.

Nitekim 6-1 kaybettiği ilk setin ardından puan puan, oyun oyun yükselen bir Alcaraz izledik. İkinci seti tie-break’te söktüğünde maça her anlamda ortak oldu, o andan itibaren direksiyonu bırakmadı. Beşinci set başlarken kırdırmadığı servis kritik ve belki zihinsel üstünlüğün onda kalmasını sağladı. Maça noktayı koyduğunda Wimbledon tarihindeki üçüncü İspanyol erkek şampiyondu. Manuel Santana ve Rafa Nadal’ın izlerini takip etmiş, daha da mühimi Djokovic hükümdarlığına son vermişti.

carlos alcaraz novak djokovic

Yaklaşık bir hafta öncenin anılarını tazeledik, peki ama bu zaferden ne çıkarmalıyız? Öncelikle Carlitos, farklı bir sınıfta bulunduğunu ve uzun süredir çıkmamış bir yetenek olduğunu her zerresiyle kanıtladı. Bir süre sonra yeni ikonunu/ikonlarını aramak durumunda kalacak erkek tenis dünyasını rahatlattı. Ve yazının başındaki efsaneler zincirinin yeni halkası olduğunu iyiden iyiye gösterdi. Djokovic bir süre daha slam düzeyinde en iddialı isim olmayı sürdürebilir ancak artık büyük bir farkla kurduğu psikolojik üstünlük duvarını yıkmış ve onu rahatsız edebilecek bir rakibi var. Yani tenisin kahramanlarına veda ederken bir buhrana girmesine gerek yok. Gelecek emin ellerde gibi görünüyor.

Aras Yetiş

Aras Yetiş

Spor medyasındaki macerası 2014 senesinde Eurosport’ta ve kısa süre sonra kurulan Socrates’te neredeyse eş zamanlı olarak başladı. Her ne kadar tenis ve snooker anlatarak sektöre girdiyse de birçok farklı spor üzerine çalışma şansı buldu.

Tüm yazılarına göz at (6)
SAYFA BAŞINA DÖN

ÖNE ÇIKANLAR

MAC+
KULÜP VE STÜDYOLAR