BASKETBOL

Şov Başlasın!

NBA basketbolu tam 123 gün aranın ardından geri döndü. Beraberinde birçok bilinmezliği ve farklılığı da peşinden sürükledi…

22 Ekim 2022 5 dk
Şov Başlasın!

Golden State Warriors’ın Boston Celtics’i 4-2 mağlup ettiği final serisinin tadı artık damağımızda değil. Hoş, bu iki takım da şu anda o günkü takımlar değiller. Warriors, Jordan Poole ile Draymond Green arasındaki kavgayla boğuştu, ondan da evvel Celtics ise Ime Udoka skandalıyla organizasyon içerisinde bir hesaplaşmaya daldı. Kadro planlamalarını gözden geçirenler, draft’ı bekleyen takımlar, şampiyonluk formülünü arayan takımlar derken yeni sezon artık başladı. Yeni sezona farklı başlıklar altında, biraz da öznel bir biçimde göz atalım…

golden state warriors

Orta Sınıf Devrimi mi?

NBA’de son yıllarda en çok konuşulan konu, ligin NFL’leşmesi. Bildiğimiz ‘hanedanlar çağı’ yavaş yavaş kapanmışa benziyor ve artık 2010’ların ortasında Cleveland Cavaliers ile Golden State Warriors’ın yarattığı tarzda bir hegemonya da söz konusu değil. Ekonomik ve siyasal anlamda sık sık dillendirilen “Orta sınıf çöküyor!” tartışması, NBA’de geçerli değil. Hatta ortada tam tersi bir akımdan söz edebiliriz. ‘Elit’ diye nitelendirebileceğimiz tepe grubu, orta sınıfa hiç olmadığı kadar yakın. Şöyle düşünelim: “Bu takım çok net Batı’yı ya da Doğu’yu süpürür” diyebileceğiniz ekip var mı?

Tamam, Milwaukee Bucks ne olursa olsun en güçlü şampiyonluk adayı, Golden State Warriors istikrarını koruyup yine final yapabilir ama mesela Doğu Konferansı ekiplerine bir bakalım: Miami Heat’ten Boston Celtics’e, Milwaukee Bucks’tan Philadelphia 76ers’a, Toronto Raptors’tan Cleveland Cavaliers’a, Atlanta Hawks’tan Brooklyn Nets’e; tam sekiz takım için “Bu takım ilk üç sıradan birini kapar” deyip mantıklı argümanlar sunmak mümkün. Batı’da da Phoenix Suns, Golden State Warriors, Dallas Mavericks, Denver Nuggets, Los Angeles Clippers beşlisi için “Aslında bu takımlar gerçekçi bir şampiyonluk adayı olabilir” demek yanlış olmaz. Bu elbette bireysel yetenek havuzunun genişlemesinin bir tezahürü. Bu, ligde bir şişme de yaratıyor. Şampiyonluk adayı olabilecek bir takımın neredeyse play-in potası için yarışacağı bir senaryodan söz ediyoruz neticede.

milwaukee bucks

Burada şampiyon kimliğine yürüyen yolu sadece Nisan ayı ve sonrası üzerinden, play-off eşleşmeleri çevresinde görmemek lazım. Geçen sezon Celtics’in final yolu, Ocak ayından itibaren oturttuğu savunma şemasından ve gittikçe akıcılaşan top trafiğinden kaynaklanıyordu. Bucks’ın bir önceki sezonki şampiyonluğu, 2018’den itibaren adım adım örülen bir kültürün Jrue Holiday, PJ Tucker gibi oyuncularla birleştirilmesiyle gelmişti. Bubble ile biten 2019-2020 sezonunda Lakers, ilk günden itibaren fiziksel seviyesini, açık alan oynama kabiliyetini, uzunluğunu rakiplerine kanıtlamıştı. Dolayısıyla bu elit takımlar arasında işini yarına bırakmayan, ilk günden itibaren bir kültür oluşturmaya çalışan ekipler fırsat pencerelerini büyütecek.

lakers

Draft’ı Bekleyenler

Öte yandan Victor Wembanyama ve Scoot Henderson’ı bekleyecek bir ‘alt’ sınıf da var tabii ki. Hatta kimileri bu draft sınıfının dört-beş yıldız isim doğurmasını bekliyor. Onları heyecanla bekleyen takımlar da malum: Oklahoma City Thunder orada olmak isteyecektir, Utah Jazz yanlışlıkla maç kazanabilecek olsa dahi orada olmak istiyor, San Antonio Spurs, Houston Rockets, Indiana Pacers, Orlando Magic, belki Detroit Pistons… Ama bu ekiplerin yanında, hedefi normal şartlarda play-in olan bazı takımlar dahi Şubat-Mart aylarında rota değiştirebilir.

scoot henderson

Mesela Charlotte Hornets’ı ele alalım: Mevcut sağlık sorunlarından ve farklı sıkıntılardan ötürü -Miles Bridges’ın davası gibi- aşağı inmeye karar verebilirler. Hatta takımın durumu onların kararına bile gerek kalmadan ‘tanking’ kapısını açabilir. Diğer taraftan Washington Wizards, her zaman oraya aday. Portland Trail Blazers rekabetçiliği hedefleyerek başlıyor sezona ama vakti geldiğinde dümeni draft’a kırmamaları için hiçbir sebep yok. Elbette farklı takımların sakatlık yaşaması durumunda da bu listeye eklenmesi söz konusu olabilir ama saydığımız ekipler şimdilik draft’ın tepesini gözlüyor. Neticede draft seçimlerinde iyi bir sıra için ligin açık ara en kötü takımı olmanıza gerek yok. En kötü takımlarından biri olmanız yeterli.

charlotte hornets

Bir Klasik: League Pass Takımları

”NBA’de bu sezon neleri izlemeli?” diye düşündüğümde yöneldiğim takımlar hep stratejik anlamda ilgimi çekenler. Onların sezon içerisindeki hikayelerini takip etmek keyif veriyor. Mesela Cleveland Cavaliers ve Toronto Raptors her zaman listemdedir. Biri sadece kanatlardan, diğeri ise yalnızca kısa ve uzun oyuncuların harmanlanmasından oluşuyor. NBA’in geri kalanından farklı stratejilere sahip olan bu ekipleri izlemeye bayılıyorum. Hem yarışmacılar hem estetikler.

New Orleans Pelicans aynı şekilde, birçok uzun oyuncunun olduğu, ribaund kaynaklı ikinci şans sayılarını kovalayan bir takım. Boyalı alanda aktif olmaya çalışan bu tarz ekiplerin ‘spacing’ problemiyle nasıl boğuştuğunu, rakiplerin bu probleme nasıl atak ettiğini izlemek çok ilginç. Geçen seneki Chicago Bulls da bu sınıftaydı benim için; Alex Caruso, Ayo Dosunmu ve -sağlıklı kaldığı sürede- Lonzo Ball, çok farklı bir topa baskı deneyimi yaşatmıştı. Savunmadan güç alıp hücumda DeMar DeRozan’a yaslanan modelleri bir sezon daha doyurucu olabilir. Wagner & Banchero’lu Orlando Magic, Cunningham’li Detroit Pistons, kısa beşini merak ettiğim Portland Trail Blazers, Gobert & KAT ikilisiyle suyun tersine giden Minnesota Timberwolves da yine bu listeye girebilecek takımlar.

new orleans pelicans

Vezir mi, Rezil mi?

Brooklyn Nets’in ilk üçe girmesi de play-in’e son sıradan dahil olması da şaşırtıcı olmaz. Zira şu an kurmuş oldukları takım, Kevin Durant & Kyrie Irving döneminin en derin rotasyonu ancak kimyası zor oyunculardan oluşuyor. Kamuoyu haliyle Ben Simmons’a beş numara yakıştırması yapıyor fakat onun sadece perde yapıp içeri devrildiği sistemin çok sürdürülebilir olduğu söylenemez. Çünkü Simmons, esasında bir perimetre oyuncusu, bir ‘playmaker’. Topu elinde istiyor. Durant’le Kyrie varken de kimse topu Ben Simmons’a vermiyor. Dolayısıyla bir tarafta Durant kendi oyununu oynuyor, diğer taraftaysa Irving’le Simmons kendi arasında ikili oyun kovalıyor… Böyle bir sistemi var an itibarıyla Steve Nash’in. Fakat rakip savunma devrilen Simmons’ı ya pas vermeye itecek ya da faulle durdurup çizgiden hata yapmasını bekleyecek. Bu durum da Durant ve Irving üzerindeki baskıyı artırıyor elbette… Kısacası, ben Brooklyn Nets’ten umutlu değilim.

İnan Özdemir

İnan Özdemir

Socrates editörü ve programcısı, S Sport yorumcusu. 2010’dan beri spor medyasının farklı köşelerinde yazıp çiziyor. Temel ilgi alanları NBA ve bisiklet olsa da sinema üzerine gevezelik etmeyi de seviyor.

Tüm yazılarına göz at (4)
SAYFA BAŞINA DÖN

ÖNE ÇIKANLAR

MAC+
KULÜP VE STÜDYOLAR