BASKETBOL

Ödenmeyen Bedel

Ay başında “Sezonu kapatacak mı?” tartışmalarının öznesi olan Ja Morant, daha ayın sonu gelmeden parkelere döndü. En başta konuşulması gereken ise bu ödenmeyen bedelin sorumluları…

27 Mart 2023 8 dk
Ödenmeyen Bedel

23 dakika 47 saniye. Geçtiğimiz günlerde Ja Morant’ın Houston Rockets karşısında aldığı dakika biraz enteresan. En son bu kadar kısa süreli parkeye adım attığında 2022 yılının Aralık ayındaydık. Kaldı ki zaten yıldız oyuncunun parkeye bu kadar kısa süreli adım attığı maç sayısı yalnızca bir. Ortada tuhaf bir durum olduğu kesin. Geriye dönük bir şekilde istatistik kağıtlarına göz attığınızda 23 yaşındaki yıldızın dakika ayarlamasında bir tuhaflık olduğunu fark ediyorsunuz zira kendisi, bugünlerde saha dışı olayların ana aktörü konumunda.

Önce Şubat ayının ilk günlerinde Indiana Pacers karşılaşmasının ardından yıldız oyuncunun arkadaşları, Pacers takım otobüsüne lazer tutmuş; ilerleyen günlerde ise ise annesi alışveriş merkezindeki bir güvenlik görevlisiyle tartıştığı için dokuz arkadaşıyla birlikte alışveriş merkezini basmaya gitmişti. Bu olaylar zincirinin sonu ise o malum Instagram yayını olacaktı. İlk vukuatlarının ardından yaptığı açıklamalarda ne arkadaşlarının ne de kendi yaptıklarından pişmanlık duyan Morant, kendinden son derece memnun şekilde bir silahı sergilediği o canlı yayının ardından dikkatleri üzerine çekti.

Ja Morant

Grizzlies yönetiminin “En az iki maç takımdan uzak kalacak” açıklaması ve NBA yönetimi tarafından açılan soruşturma geride bıraktığımız birkaç haftanın en kritik konularındandı. “Cezası en az 50 maç mı olur? Sezonu kapatır mı?” sorularının sıklıkla sorulduğu günlerin sonu ise yalnızca sekiz maçlık bir cezadan ibaret oldu. Son yıllarda NBA oyuncularına verilen bu tarz cezaların David Stern döneminin tersi istikamette gitmesi, ligin eleştiri oklarını en sert biçimde aldığı konulardan biri. Ancak Morant’in daha ayın sonuna gelmeden parkelere dönmesi Adam Silver dönemi için bile radikal olarak yorumlanacak kararlardan biri oldu. Peki bir dönem önce Stern yönetiminde âdeta bir diktatörlük olarak yorumlanan lig, Silver yönetiminde nasıl buraya geldi?

Her Şeyden Önce

Silah, hiçbir zaman NBA’in çok uzağında değildi. Çok uzun bir süre değil, sadece 14 yıl önce Gilbert Arenas ile Javaris Crittenton arasında Washington Wizards soyunma odasında yaşananlar; iki oyuncuyu sezon sonuna kadar ligin uzağında tutmuştu. Arenas döneminin önde gelen yıldızlarından biri olmasına karşın söz konusu cezadan kaçamamış ve kariyerinin ilerleyen yıllarında da bu olayın sancılarını derinden hissetmişti. İşin daha dikkate değer yanı ise bu tarz olayların münferit vakalar olarak yorumlanamaması. Ve silahın hiçbir zaman için Amerikan kültüründen uzak bir yerde konumlanamamış olması. Ne yazık ki bireysel silahlanma, çok uzun yıllardan beri -siyahlar veya beyazlar fark etmeksizin- Amerikan kültürünün bir parçası.

Ja Morant

İçinde bulunduğumuz çağ, hepimize Amerikan merkezli bir tanımlama anlayışını dayatıyor. Bugün hak ve özgürlük gibi kavramlar, hegemon güç kim ise onun ağzından çıktığı gibi anlıyor ve hayatlarımızı ona göre şekillendiriyoruz. Amerikan merkezli hak ve özgürlük kavramlarının bugün en sorunlu yanı, mülkiyet kavramı olmadan ânılamaması. Bir silaha sahip olmak dünyanın geri kalanında bir tercihten ibaret olmasına karşın Amerikan kültüründe bir tür hak ve özgürlük temsili. Tüm bu kusurlu kavramsallaştırma sürecini daha da kusurlu hale getiren ise Amerikan toplumunun birden fazla dezavantajlı gruba sahip olması. Bu ‘hak’ ve ‘özgürlüklerin’ dezavantajlı konumdaki herhangi bir grup insanı etki altına almaması çok ama çok zor. Siyah olsanız da Hispanik olsanız da Asyalı olsanız da…

Bir NBA oyuncusunun epey sorumsuzca, keyfi şekilde attığı bir adımda ve son derece kendi yaptığından sadece kendisinin sorumlu olması gerektiği bir meselenin başrolü oluşunu yalnızca onun geçmişine odaklanarak anlatabiliriz. Belki de Morant’in bu tarz kültürel ve toplumsal bir bagajla hiçbir alakası yoktur. Belki de o lazer tutan arkadaş grubunun, alışveriş merkezi baskının ve  Instagram yayının en büyük sorumlusu odur. Peki tek sorumlusu mudur?

Ja Morant

Silver’dan Önce

NBA’i diğer profesyonel spor liglerinden ayrı bir yerde tutan özellik, kendisini hem ekonomik hem de sosyal anlamda dışarıya kapatarak oyuncuları, antrenörleri, yöneticileri ve aslında organizasyona dahil olan herkes için korunaklı bir fanus yaratması. Zaten onları bugün aşima olduğumuz konuma getiren de zaman içinde inşa ettikleri ve güvenliğinden emin oldukları bu koruyucu fanus. Bugün bir NBA oyuncusu olmak, ligdeki 450 oyuncunun en az 410-420 kadarı için bir sınıf atlama hikâyesi anlamına geliyor. Draft’ta seçilmeniz sizi bir anda elit bir sınıfın üyesi haline getirebiliyor. Bu korunaklı fanusa dahil olduğunuzda ise o elit sınıfın sorumluluklarını isteseniz de istemeseniz de kabul etmek zorundasınız.

Önce Larry Bird ile Magic Johnson’ın rekabetiyle hayata dönen, daha sonrasında ise Michael Jordan fenomeniyle küreselleşme emeline ulaşan lig; eşzamanlı olarak bir yöneticinin efsane statüsüne ilerlediği yılları da işaret ediyordu. David Stern’ün bu yolculuk esnasında, doksanlı yılların başından bu yana uygulamaya koyduğu politikaların sebebi ise geçmişe dayanıyordu. Oyuncuların çete kültürüyle içli dışlı olduğu, kokainin soyunma odalarından temizlenemediği, seyircilerin salonlara gelmekten kaçındığı lig, zamanla kendisine o bahsi geçen fanusu inşa edecekti. Stern’ün başat amacı ise o fanusun dış kabını olabildiğince kalın hale getirebilmekti. Finallerin banttan yayımlandığı dönem geride kalmış, lig global alanda daha büyük anlamlara ev sahipliği yaparken ekonomik açıdan da gelişme kaydetmiş ve bunun sonucunda sorumluluklar da epey artmıştı. Elit sınıf, büyük sorumluluklar demekti… Hâlâ da öyle.

Morant’ten Önce

LeBron’un The Decision’ı bugün hâlâ NBA tarihinin en anıtsal günlerinden biri. Takımlar yerine oyuncuların ön plana çıktığı, bireysel hikayelerin hiç olmadığı kadar önem kazandığı bir dönemde Adam Silver yönetimi; yıllar içinde bu sürecin hem sebebi hem de sonucu haline geldi.

LeBron James

2014’te görevi Stern’den devralan Silver yönetimi bu durumun sebebiydi çünkü bu kontrolsüz güç çağının önüne geçmek için hiçbir adım atmamış, herhangi bir tartışmada daima ‘oyuncular için’ anlayışının bir tarafı olmuştu. Sonucuydu çünkü basketbolun bir takım sporundan bireysel kahramanlık öykülerine dönüştüğü bir dönemde NBA yönetimi de takımlar da, hatta kendimizi azade tutamayacağımız şekilde bizler de bu ‘tek başınalık’ anlatılarının peşinden sürüklenmiştik. Bugün NBA yönetimi de takımları yönetenler de bir karar alırken ilk etapta oyuncularının her daim parkeye çıkmak zorunda olduğunu hissediyorlar. Son yıllarda her şey; oyuncular için, oyunculara göre…

Bugün

Bugün Ja Morant’in play-off’ta sahne alabilmesi için peşine düşülen çaba, içinde bulunduğumuz dönemi en iyi özetleyen olaylardan biri. Elbette Morant’in o malum Instagram yayınında gösterdiği silahın kendisine ait olduğunun veya deplasmana seyahat edilirken o silahı takım uçağına soktuğunun tespit edilememesi, Morant’in aldığı sekiz maçlık cezanın başta gelen sebeplerinden. Aslında bu gayet anlaşılabilir bir durum. Hukuki zeminde tespite kavuşmayan hiçbir suç, suç değildir ve suçlu olması beklenen kişi, suçu ispatlanana dek masumdur. Ancak o Instagram yayını ve o yayındaki tavırlar olmamış gibi davranamayız.

Silahın Amerikan toplumundaki yerini ve anlamını düşündüğümüzde bu noktaya hiç ama hiç gelmemeliydik. Hele hele son yıllarda aktörlerinin daha önce hiç olmadığı kadar ön plana çıktığı, zamanla özgürlük ve hak mücadelesinin timsali haline gelen bir ligde Morant’in davranışın elle tutulur hiçbir yanı yok. Tabii ki tüm bunları anlatırken yıldız oyuncunun yalnızca 23 yaşında olduğundan, çok kısa bir süre içinde milyarder konumuna geldiğinden ve bunun getirdiği inanılmaz yüklerden de bahsedebiliriz. Ama bu konuya dair dile getirilen hiçbir görüş; kısa süre içinde ligin yüzü haline gelmiş, sorumluluklarının farkında olması gereken bir oyuncunun bu korkunç olaydan sekiz maçlık bir cezayla yırtmasını açıklayamaz. NBA yönetiminin yıldızlar sahaya çıkabilsin diye içine düştüğü çabayı da…

Ja Morant

Hangi organizasyonu yönetiyor olursanız olun; adli bir karar verdiğinizde bir sonraki adli kararın yanı sıra o kararın öncesindeki aksiyonu da etki altına almış olursunuz. Ja Morant, sırf kendisinden sonra oluşabilecek potansiyel vakalar üzerinde olumsuz bir etki bırakacağı için dahi çok daha büyük bir bedel ödemeliydi. Bu ödenmeyen bedel ise hem Amerikan merkezli özgürlük anlayışını hem bireysel silahlanmanın geldiği son derece tehlikeli yeri hem de ligin içine düştüğü oyuncu merkezli anlayışı çok iyi yansıtıyor. Ve maalesef en çok da Morant’i…

Kerim Kılıç

Kerim Kılıç

1998’de doğdu. Hiç hatırlamadığı bir tarihte karşılaştığı her spor müsabakasını izlemeye, çok iyi hatırladığı bir tarihte ise yazmaya başladı. Sporun ve spor yapan insanların çevresinde gelişen her şeyi yazı yazmak için bir araç olarak görüyor.

Tüm yazılarına göz at (4)
SAYFA BAŞINA DÖN

ÖNE ÇIKANLAR

MAC+
KULÜP VE STÜDYOLAR