SPOR

Ballon d’Or 2023: Kolay Gelsin

Bilmiyorum. Belki de gerçekten kazanmayı hak etmemiştir. Belki de bu dönem dünyanın en iyi oyuncusu o değildir. Ama bazı şeylerin değişmeyeceği de artık kesindir.

3 Kasım 2023 6 dk
Ballon d’Or 2023: Kolay Gelsin

Lionel Messi’nin sekizinci Ballon d’Or’unu almadan birkaç gün önce bu ödülü ne kadar hak ettiği konusunda uzun soluklu tartışmalar başlamıştı. Haaland üç kupayı insanüstü gol sayılarıyla kazanmışken Arjantinlinin sadece Dünya Kupası’nı alması yeterli sayılmamalıydı. Zaten daha önce Virgil van Dijk ve Robert Lewandowski’ye de bunu yapmıştı. Şimdi bir de tartışmalı üçüncü ödülünü alması mantıksızdı.

Madalyonun diğer yüzü de vardı tabii. Yıllarca alamadığı için eleştirildiği bir kupayı domine ederek kazanması, onu bir kez daha dünyanın en iyisi yapmak için fazlasıyla yeterliydi. Zira bu adamın kulüp kariyerindeki asgari seviyesi, bazılarının hayal edemediği noktalardaydı.

Dediğim gibi doğru cevabı bilmiyorum. Muhtemelen hiçbirimiz bilmiyoruz. Fakat önümüzde bir gerçek var. Lionel Messi, artık dünyanın sekizinci kez en iyisi. Ödülün güvenirliliğini, geçerliliğini veya daha birçok şeyi sabaha kadar tartışabiliriz. Fakat bu, Messi’nin farklı uluslardan onlarca gazeteciyi sekiz kez dünyanın en iyisi olduğuna ikna ettiği gerçeğini değiştirmeyecek. Değiştiremeyeceğimiz bir başka şey de bu rekorun on yıllar boyunca kırılma ihtimalinin azlığı.

***

Cristiano Ronaldo’nun Instagram’daki en çok takipçiye sahip insan olmasının altında yatan bir neden var. Ya da Dünya Kupası’nın, dünyada en çok izlenen canlı organizasyon olmasının da. Ortak noktalarını anlatmak zor değil. Futbol, dünya üzerindeki en çok takip edilen spor. Etrafımızda futbol hakkında kelam etmeyen canlı bulmak zor. Dahası, gözlerini açan hemen her bebek, yuvarlak bir nesneye temas etme eğiliminde aramıza katılıyor. O bebeklerin yaşları ilerliyor, plastik topların yerini okul yolundaki taşlar alıyor. Ve dünya nüfusunun büyük bir bölümü, futbol topunun peşinde uzun yıllar koşup yataklarında kendilerini kupa kaldırırken hayal ediyor.

Bu nedenle futbolcu olmak kolay değil. Arz çok az, talep olağanüstü derecede fazla. İşinizde iyi olmanız yetmez. Disiplinli, yetenekli ve biraz da şanslı olmanız şart. Klişelere sığınıp yetenek sizi bir yere, disiplinli sizi her yere demeyeceğim. Ama evet, biraz da öyle. Çünkü herkesin halı sahalarda zamanında altyapılarda oynamış bir arkadaşı var. Eh, hâl böyleyken bırakın dünyanın en iyisi olmayı, vatandaşı olduğunuz ülkenin en üst liginde futbolcu olmak bile hayli zorlu bir görev. İşte, yapılanları bu çerçevede düşününce, Messi’nin yaptığı işin — tartışmalı olsun ya da olmasın — ne kadar absürt bir noktada olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Çünkü o, niş kitlelerin dominant sporcusu değil. Yaş kısıtlamalarına takılmayan ve fiziksel yeterlilik talebinde bulunmayan etkinliklerin kapak yüzü de değil. O; Arjantin’in Patagonya’sından, Uzak Doğu’nun yağmur ormanlarına, kuzeyin Eskimo’larından, Afrika’nın güneyine kadar herkesin bir şekilde haşır neşir olduğu spor dalında kazanılmadık şey bırakmamış biri. Bu yüzden onun başardıklarının üstüne bir şey koymak, onun kadar yetenekli olmaktan çok, ondan daha da fazla insanüstü özellikler barındırmayı şart koşuyor.

Eğer onu “En İyi İkinci” yapmak istiyorsanız, Dünya Kupası’nı kazanmalı, Şampiyonlar Ligi’ni domine ederek birden fazla kez müzenize götürmeli, yerel liglerde rekabeti sıkıcı hale getirmeli ve dokuz kez dünyanın en iyi oyuncusu olmalısınız. Ha, diyelim kaza bela bunları başardınız, üstüne oyunun gidişatını her an değiştirebilmeli, kusursuz bir saha görüşüne sahip olmalı ve sahada yapabileceğiniz hiçbir şeyin olmaması da gerekli.

Bu nedenle, Haaland ve Mbappe’nin tören boyunca yüzlerinin asık olması sadece ödülü Messi’nin alacağını bildiklerinden kaynaklanmıyor. O günkü düş kırıklığı, Paris’teki bir geceyle açıklanacak kadar sığlıktan medet ummuyor.

***

Evet, hepimiz Messi ve Ronaldo rekabetindeki seleflerin Mbappe ile Haaland olduğuna hemfikiriz. İkisinin de olağanüstü fizikleri, kafa karıştırıcı patlayıcıkları, kale önü bitiricilikleri ve saçmasapan gol sayıları var. Üstüne birisinin Dünya Kupası, diğerinin de Şampiyonlar Ligi kupası var. Kupa dolapları da yavaş yavaş taşmaya başlamış durumda. Ha, bir de atlamadan, elbette ikisi de hâlâ genç. En azından futbol için…

Tamam, futbol için ibaresi biraz acımasız olmuş olabilir. Ama bir gerçeği belirtmiyor da diyemezsiniz. Zira sene sonunda Fransız 25, Norveçli 23 yaşında olacak. Ve hatırlatmak gerekir ki ikisinin de şu an için Ballon d’Or’u yok. Gelecek yıldan itibaren herhangi birisi dünyanın en iyisi olmayı başarır ve kesintisiz şekilde dokuz yıl üst üste bunu başarılarsa, 2032 yılında Mbappe 34, Haaland 32 yaşında olacak. İmkânsız mı? Bu iki canavarın gösterdiklerine bakarsak pek sayılmaz. Fakat sorun, bu iki canavarın — tıpkı haleflerinde olduğu gibi — birbirleri için koydukları seviyesinin inanılmaz derecede yüksek olması. Yani Haaland dokuz yıl dünyanın en iyisi olacak performansı gösterse dahi, Mbappe’nin o süreç içerisinde Norveçlinin üzerine koymaması şu an için hayli düşük bir ihtimal gibi gözüküyor. Yani 2032’ye kadar bu ikili arasına hiç kimsenin girmediği denklemde bile bu iki kişiden birinin o gün kürsüde izledikleri kişiyi geçmeleri pek mümkün gözükmüyor.

Doğru, o kürsüdeki kişi haklı. Bence de hem Mbappe hem de Haaland bir gün Ballon d’Or sahibi olacak. Burası neredeyse kesin. Fakat bu rekabetçi oyuncuların derdi, yalnızca o ödülü almak değil. Onlar da bir gün bunun gerçekleşeceğini biliyorlar. Onların derdi, Messi bu cümleyi kurarken onu nasıl geçeceklerini düşünmek. Ve bu düşünce insanı uykusuz bırakacak cinsten. Hele de Arjantinliden birkaç dakika önce, 21 yaşından küçüklerin Ballon d’Or’u olan Kopa Kupası’nı kazanan Jude Bellingham’ı gördükten sonra.

***

Messi ve Ronaldo sonrası rekabet elbette kısa vadede ağzımızda kekremsi bir tat bırakacak. Onların bıraktığı etki, belki de spor tarihinde hiçbir zaman eşi benzeri görülmemiş bir noktada yer alacak. Evet, Jordan’ın çok fazla aktif rakibi oldu ama yanına bu kadar yaklaşanı yoktu. LeBron “Onun yapamadıklarını da yapıyor” iddiasıyla gelmişti fakat zamanlamayı tutturamamıştı. Onları aynı dönemde değerlendirmek mümkünâtısızdı. Schumacher veda ederken Hamilton yükselişteydi, Ronnie’nin hiçbir zaman rakibi olmamıştı. Fakat bu ikili, dünyanın en çok takip edilen sporunu birlikte yükseltip birlikte domine etmişti.

Sadece bu nedenden dolayı bile Haaland’ın, Mbappe’nin, Bellingham’ın ya da sonradan gelecek yepyeni yeteneklerin işi kolay değil. Günümüz artık daha fiziksel sporcular yetiştiriyor, arz ve talep buna göre işliyor. Teknik kapasite yerini yavaş yavaş fizikselliğe ve bitiriciliğe bırakırken, bizleri ilerleyen yıllarda büyüleyecek kişilerin gözümüzü farklı noktalarda boyayacağı da her geçen gün malumlaşıyor. Ve bizler o zamana kadar, jöleli saçlarıyla kırmızı formasını giyen Ronaldo’nun çalımlarını ve sakalsız Messi’nin ayağına yapışan topun videolarını izlemeye devam edeceğiz gibi görünüyor.

O güne dek… Dokuz’un yolunda herkese iyi şanslar ve bolca kolaylıklar.

Arhan Ata Pilavoğlu

Arhan Ata Pilavoğlu

1998’de Ankara’da dünyaya geldi. Kendine dair hatırladığı ilk andan itibaren futbolla ilgileniyor, ilkokul çağından bu yana tüm spor dallarını takip ediyor. Sporla ilgili hemen her şeyi izlemeyi ve okumayı seviyor ama spor hakkında tartışmayı ayrı yerde tutuyor.

Tüm yazılarına göz at (3)
SAYFA BAŞINA DÖN

ÖNE ÇIKANLAR

MAC+
KULÜP VE STÜDYOLAR